Bu nasıl iştir arkadaş anlamış değilim doğrusu. Darbe mirası bir anayasa var elimizde ve acilen değiştirilmesi gerek fakat değiştirilmemesi için bir çaba sarfediliyor ki anlamak mümkün değil. Mesala Banu Avar; “Kıskaca alınmış politikacı, emir çerçevesinde, bir gecede 15er 25er yasa değiştirip/cıkartıp, kendi ülkesini batı çıkarları doğrultusunda, soydurup soğana çeviriyordu. Bu arada cebi inanılmaz oranda doluyordu.. Dünya sıralamalarında ilk ona giriyordu.” diyor. İktidarı, Amerika ve Avrupa’nın belirlediği gibi iddaları da mevcut. Anayasal maddeler için bu Amerika bizleri kıskaca alıyor da İsrail gibi hassasiyet içerikli bir konuda nasıl oluyor da bizlere söz geçiremiyor önce sormak lazım Banu Hanım’a. Her istediğini birebir gerçekleştirten bir dünya gücünün, ne Irak Savaşı gibi bir hayati konu da, ne İran’un Nükleer Programı gibi uluslar arası en çok gündem teşkil eden sorunda, ne Suriye gibi bir ülkenin terör ülkesi olarak görülmesinde ne de hamas gibi bir yapının bir çok ülkede terör örgütü olarak kabul ettirilebilmişken Türkiye’de terör örgütü olarak kabul ettirememesindeki nedeni öyle ise açıklasın. Madem Amerika ve Avrupa istiyor diye bu anayasanın çıktığını idda ediyor, elimde kanıtlar var diyor, aksi durumların sebepleri hakkında da bilgiye sahiptir.
Bugün beğenilmeyen Sivil Anayasa, bir çok hukuk profösörü tarafından birlikte hazırlanmıştır. Mevcut anayasa ise askeri baskı altında hazırlanmıştır. Kıyas yapılacaksa eğer ideoloji üzerinde hangisinin daha ağır olduğunu tartmak çok zor olmasa gerek.
Diyor ki Banu Hanım; “Halk aç, işsiz ve böylesi detaylı konularda bilgisiz. Sadece bir oyu var.” Aksine halk ne bilgisiz, ne de açlıktan ağzı kokmakta. Anayasa üzerinde fikir sahibi olmak için hukuk fakültesi mezunu olmaya gerek yok tıpkı sosyolojik durumları incelemek için sosyoloji bölümünü bitirme mecburiyeti olmadığı gibi. Bir yasanın ne kadar mantıklı, cazip, insaflı olduğunu anlamak için o konuda iktisas yapmaya gerek yoktur. Vicdani şekilde durumları ele almak yeterlidir.
Devam ediyor Banu Hanım sözlerine “Kimdir Prof Özbudun? Prof Özbudun, ve ekibindeki birçok kişi, Amerikan derin devletinin kuruluşlarıyla bağlantılılar. . International Republican Institute (IRI) , National Endowment for Democracy (NED)ve National Democratic Institute (NDI) ve dünyaya yön veren Huntington ve Brzezinski’lerin yakınındaydılar.” diyerek. Bir kere sormak gerek, sen Amerika’nın gizli güçlerine hizmet eden kişiler hakkında detaylı bilgileri nerden biliyorsun, sana nasıl ulaşıyor bu tür istihbarati detaylar. Onlar kendilerine ait olmayan birisine bilgi uçurur mu? Veya sen Amerika’dan daha güçlü bir istihbarat kaynağına mı sahipsin? Ya da onlar sana bilgi mi aktarıyor belli sebeplerden ötürü? Ya da en kötüsü sen iftira mı atıyorsun? Benim aklıma ilk bu sorular geldi çünkü eğer Sayın özbudun Amerika’n derin devleti ile ilişkili bir isimse, bu çok ciddi şekilde gizleniyor olması gerekmez mi? Sıradan bir yazar bunları nereden bilebilir ki?
Bir savcının aldığı kararı bir diğerinin iptal edebildiği, hukuksal netliklerin olmadığı bir ülkede iktidara sahip olanlara anayasayı değiştirmek imkanı sağlanmıyorsa burada hukuksuzluktan geçinenlerin olduğunu anlamak çok da zeka gerektiren bir yetenek olmasa gerek. Hele ki bu hukuksuzluğu savunanların ne için savunduğunu anlamak için biraz yorum yeterlidir. Özellikle küçümsenen halk bunu çok iyi kavrayacaktır.