Globalleşmenin geleceği: Bunun sonu korku ütopyasıdır.


Yeşim Özbirinci

İstanbul - Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
y_ozbirinci@gazeversite.com

 
Son Güncelleme: 2010-07-05

 

Globalleşme deyince çok çeşitli tanımlar yapılabilir. Ama bence en genel tanım farklılaşma ve aynılaşma kavramları üzerinden olan. Globalleşme kavramı, dünya toplumlarının birbirine benzeme süreçleri ile buna bağlı olarak tek bir küresel kültürün ortaya çıkması, bazen de toplulukların ve kimliklerin kendi farklılıklarını ifade etmesi ve tanımlaması amacıyla kullanılabilmektedir. [1]

Bugün globalleşme kaçınılmaz bir olgudur. Gelecek yüzyıllarda globalleşmenin bitmesi söz konusu olur mu? Globalleşme kendi kendini bitirecek diye düşünüyorum ben. Büyük güç olan devletler daima eski zamanlardaki gibi dünyaya hâkim olma duygularını da büyürlerken büyütürler. Çok mantıksız bir düşünce demeyin. Mantıksız olsa 21. yüzyıl çağında halen daha onca savaşla uğraşmak zorunda kalmazdı dünya. Bu tek hâkim olma düşüncesi her şeyi yaptıracak duruma getirir ülkeleri. Ellerindeki tüm gücü kullanmaya şevk edecektir.
 
Bunlardan biri de insan nüfusunu azaltmak. Bir ülkenin en önemli gücü askeri gücüdür. Savunma ve saldırı olsun askeri gücü nüfus bakımından ve tabii ki de donanım bakımından ne kadar iyiyse o kadar ayakta kalmaya devam eder. Bugün bir yerleri ele geçirmek adına bin tane insanla uğraşmaktansa yüz tane insanla uğraşmak her zaman çok daha kolaydır. Günümüz teknolojisiyle bu nüfus azaltımını çok daha çeşitli ve sizin yaptığınız anlaşılmayacak biçimde ortaya koymak çok basittir. Örneğin, her sene çeşitli hastalıklar ortaya çıkıyor. Kuş gribi, Kırım Kongo ve en son çıkan Domuz gribi. Bunların sonucunda bir ton insan ölüyor. Zaman geçtikçe çok daha şiddetli sonuçlar doğuracak olaylar olacaktır. Bunlar sadece artçı depremler.
 
Yeni bir teknoloji çıktığında ya da var olanı bir üst seviyeye taşıdığımızda hepimiz mutlu olmuşuzdur. Tersi bir duyguyu yaşadınız mı hiç? “Kahretsin, sona hazırlayan bir yenilik daha” diyen birini duymadım hiç. Ben de demedim sanırsam.
 
Teknoloji gelişecek gelişecek… Belki aklımızın almadığı, imkânsız gibi görülen şeyler bulunacak. Sonuçta bugünkü teknoloji için de geçmişteki insanların imkânsız gözüyle baktıkları olmadı mı?
 
Geçen birkaç ay önce bina yapımıyla ilgili bir belgesel izlemiştim. Çin miydi, Japonya mı tam hatırlamıyorum. Çekik gözlülerin memleketlerinden biri. - Onlardan her şey beklenir zaten.- Gökdelen yapımıydı belgeselde ama normal bildiklerimizden çok daha yüksek ve içinde sadece oturmak için daireler yok. Bir şehri uzaya doğru uzattığımızı düşünün. İçinde alışveriş merkezi, çim alanları vs her şey var. Ani bir rüzgârda özel camlar aşağı inip insanları koruyor ve yangın durumunda sadece o kısma ait asansörlere binip aşağı iniyorsunuz. Her şey ince detayına kadar düşünülmüş.
 
Olay şu: İnsanoğlunun üstüne tanımam etrafı yok etmede başka bir canlı daha. Her tarafta alarm çanlarını duyarsınız. Ormanlar gidiyor, su bitiyor, hayvanlar tükeniyor diye… Her bulunan boşluğa kocaman bir bina dikiyorlar. Alışveriş merkezleri yapıyorlar. Bununla birlikte nüfus da hızla artıyor. İnsanlara yeni yer gerekiyor. Bu yüzden havaya doğru bir yapılaşma en mantıklısı. Başka çözüm var da mı, bilmiyorum?. Çekik gözlülerim bunu da yapmışlar zaten.
 
En son elimizde kurak topraklar, soyu tükenmemiş birkaç hayvan, ileri teknoloji, dünyada avuç kadar kalmış insanlar, klon canlılar… Globalleşme kaçınılmaz, kötü bir olay da değil ama iyi şey ile köyü şey yan yana ilerliyor fakat biz insanlar bazen kötü olanı bir adım öne çıkartabiliyoruz ve bu da bizim sonumuzu ufaktan hazırlıyor gibi.
 
İmkânsız gibi gözüküyor bu düşünceler ama etkileşim içindeki dünya her geçen gün büyüyor, keşfediliyor. Gülü seven dikenine katlanır ama o dikenler de kırılmaz ya da azaltılmaz değil. Bunu da bizler yapabiliriz. Sonumuzun korku ütopyasına dönmemesi dileğiyle…
 
Dostluklar…
 
 

[1] KOÇER, Gökhan: Küreselleşme ve Uluslar arası İlişkiler’in Geleceği
 

 
 
Yeşim Özbirinci- Önceki Yazıları
 

Nefretin Derin Sevgisi
 

Varlık ve Yokluk arasındaki çekişme
 

Çok mu canın sıkkın?
 

Kapitalizm Amca Çıplak
 

3 Hayal 3 Yer
 

Kısa Kısa Arhavi
 

Yaz'a Merhaba!..
 

Dünyada’ki Öteki Kadınlar…
 

Aşk Üzerine Saçmalıklar…
 

Böyle Bir Durumda Pazara Limon Satmaya Çıkma
 

Sağ Elde Geçmiş Sol Elde Gelecek
 

Cennetten Selamlar...
 

Vicdan Sömürüsü Kadın Programları
 

İnsanlar ve Ev Eşyaları arasındaki O Duygusal Bağım
       
    
 
  YORUMLAR

Yorum Yaz

 
osman:
Bu insanın doğasıyla ilgilidr.insan için en iisi sosyalizmdir fakat uygulamanın mümkünatı yoktur..insan yaşamak ister ve doymaz..insanlar birbirlerinin üzerine fazla ve gereksiz sorumluluklar,kaygı yüklerler..buda globalleşmeyi gittikçe yozlaşmayı,his yoksunluğu ve robot kültürünü getirir..
 
Seval:
Yeşim ellerine sağlık, çok iyi bir yazı gerçekten. Zevkle okudum teşekkürler. Bu arada çekik gözlülerden her şey beklenir demişsin :) Bizden her şey beklenmez, size devlet baksın :))
 
Cafri:
Çok başarılı, tebrik ederim.
 

Bütün Yorumları Oku

 
  
  HAFTANIN KONUĞU
Bu haftaki konuğumuz Türk popunun sevilen ismi Yonca Evcimik.
Röportaja ulaşmak için tıklayınız.
 

Pınar Kocabay  
Sami Arpa  
Seval Ünver  
Ahmet Emin Sensoy  
Oğuz Aslan  
Yeşim Özbirinci  
Ania Korsunska  
Ümit Samimi  
İlke Sungur  
Merve Işıl Kaya  
Ayşenur Tezcan  
Gizem Akgülgil  
Furkan Devran  
Seçkin Soydan  

"Bilincin Teneffüsü"
 
© 2009 - 2010 gazeversite.com. All rights reserved.
Site içeriği izinsiz olarak kullanılamaz.

İletişim: info@gazeversite.com

Gazeversite'de yayınlanmak üzere yazılarınızı editor@gazeversite.com adresine Microsoft Word dosyası halinde gönderebilirsiniz. Gönderilen yazılar editörlerimizce uygun görüldüğü takdirde sitemizde yayınlanacaktır.
 

© 2009 - 2010 gazeversite.com