Durmadan bir şeyler istiyoruz. İhtiyacımız olmasa bile... Tüketim çılgınlığı çevresinde yeni bir şeyler almak için para kazanıyoruz. Alışveriş bizim içi hastalık olmuş. itiraf etmek gerekirse benim de bu hastalıktan payımı aldığım zamanlar olmadı değil. Sigara gibi bazen çareyi bunda aradık kimi zaman. Arkadaşımızda vardır; biz de "neden ben de yoktur?" diye gidip hemen "aslında aynısıdır" ama rengi, bir tarafı değişik diye farklı olur bize göre ve onunla hava atmaya kalkışırız. Biraz itilmişiz gibi buna. O eğlenceli olayın eve gelip tek kuruş para kalmayınca aslında çok da iyi bir şey olmadığın anlarız sonra. En azından bazılarımız... "Saç saç paraları deli gibi deli gibi..." misali tüketime odaklanmışız.
Peki ya üretim?
Küstüğümüz bir arkadaşımız olmuş. Kaç kişi kıçında ki donu üretmiştir acaba. Gülmeyin! Saçma da demeyin! Basit bir örnek sadece. Elinizdeki paraya mı güveniyorsunuz? Ne gerek var di mi? Nasıl olsa birileri yapıyor bize de almak düşüyor. Ha! Sen yaptın mı diyecekseniz? Yoo, yapmadım.. Ben aynı bokun yeşiliyim!
Bizler böyle zombi gibi yeni bir şeyler ararken kapitalizm amca dünyanın çevresinden bir noktadan oturmuş kral koltuğuna elinde Mc hamburgerini yerken, diğer eliyle koca bir göbeğini kaşıyor. Pis pis güldüğünü söylemiyorum bile çünkü hollywood filmi izler gibi o yüksekten bizleri seyrediyor. Bizler harcadıkça onun koca göbeği daha da irileşiyor. Kimse ne olup bittiğinin farkında değil.
Bir gün bir çocuk çıkıp "Aaaa! Kapitalizm amca çıplak" diyecek. O an nöronlara bir etki edecek ki o zaman gözlerindeki siyahlık kalkacak. Daha doğrusu herkes kendi eliyle kaldıracak... O zaman komünizmin belki sesi çıkabilir. Unutmamak gerekir ki komünizme giden yol kapitalizmden geçer!