Hemen hemen her sene dünya gündeminde, yeni bir hastalık yer alıyor. Bunların arasında en tehlikeli ve en hızlı yayılanı kuşkusuz domuz gribi. Hoş, doktorlar domuz gribinin aslında sanıldığı kadar tehlikeli olmadığını ve birçok insanın farkında bile olmadan bu hastalığı atlatacağını söylese de endişelenmemek elde değil.
Gerçeği söylemek gerekirse Ankara’ da bir okulda domuz gribine yakalanan öğrencilerin haberini alana kadar, grip çok uzağımda görünüyordu. Olasılıkları düşündüğümde bile“aşısı var canım bir şekilde korunuruz” diyordum.Ta ki Sağlık Eski Bakan’ı Osman Durmuş’un açıklamalarını dinleyene kadar…Ancak ondan önce biraz domuz gribinden bahsetmeliyim.
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor. Korunmak için ne mi yapılmalı? Türk kültürünün vazgeçilmezleri arasında yer alan tokalaşma, öpüşme gibi yakın temaslı selamlaşmalardan uzak durmalı, ellerimizi sık sık yıkamalı, kapalı alanlarda çok fazla zaman geçirmemeli ve kapalı alanları sık sık havalandırmalıyız. Ayrıca hapşırma, öksürme sırasında ağız ve burun bir mendille kapatılmalı ve tek kullanımlık mendiller tercih edilmeli. Çünkü öksürük ve hapşırma yoluyla hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşır. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs kendisine bulaşabilir. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller, yüze götürülmeden önce yıkanmalıdır.
Gelelim domuz gribi aşısına. Sağlık Eski Bakan’ı Osman Durmuş geçen gün bir tv programına katıldı. Programın diğer konuğu ise aşıyı üreten firmanın sahibiydi. Durmuş, aşının yeterince test edilmediğinin ve normal şartlar altında aşı ilk önce üretildiği ülkedeki insanlar tarafından kullanılmadan diğer ülkelerde kullanımının yasalara uygun olmadığının altını çizdi. Aşı İtalya’da üretilmiş. Fransa, İtalya ve Türkiye’de aynı anda kullanılmaya başlayacakmış. Ayrıca üretilen aşının 4 yaşının altında olan çocuklarda kullanılması uygun değilmiş. Zaten risk gruplarının arasında 3 yaşının altındaki çocuklar var.
Bunların yanında devlet aşıyı kimseye zorunlu tutmayacak fakat beklenilmedik bir yan etkiyle karşılaşan vatandaşların mesuliyetini de almayacak. Yine geçenlerde yazılı ve görsel basından New York‘ ta ki sağlık görevlilerinin aşı olmak istemedikleri ve bunun için dava açtıklarını takip ettik. Onlar da aşının yeterinde test edilmediğini düşünüyorlarmış ve denek olmak istemiyorlarmış. Ülkemizde olduğu gibi dünyada da karşıt görüşler mevcut. Hatta domuz gribinin biyolojik silah olarak kullanıldığını savunanlar bile var.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ aşının güvenirliğine dair halkı aydınlatmaya çalışsada yükselen karşıt görüşler aklımızı fena halde karıştırıyor. Sağlık Bakanlığı’nın domuz gribi salgınına karşı uygulamaya koyduğu önlemler, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından takdirle karşılanmış. Gerçeği söylemek gerekirse ciddiyetle yürütülen çalışmaları bende alkışlıyorum. Bakanımız bu konuda gereken duyarlığı fazlasıyla gösteriyor kanımca. Bunun yanında devlet aşının güvenirliği konusunda halkı daha fazla aydınlatmalı ve aşıyı kullanacak olanlara güvence vermelidir. Peki ilk parti olarak 28.000 sipariş verilen ve öncelikli olarak sağlık personeline yapılması planlanan aşıyı, aynı anda devlet erbabına da yapsak mesela. O zaman aşının güvenirliği konusunda içimize azıcık da olsa su serpilir mi? Hiç sanmıyorum. Eee ne yapalım peki? Bi fikri olan? Hani diyorum ki; SİZCE AŞILANSAK MI AŞILANMASAK MI? Sevgilerle…
.